25 EYLÜL

yazmaya devam edebilmek için ,unutmadan:-) ,kendime fırsat yaratabildim..
-aslında dünden beri düzenleme kelimesi kafama takıldı.sevmedim.
yerine başka bir şey bulayım dedim;el atma.. , garip ve hatta iddialı buldum.daha ufalttım,parmaklama.., o daha da garip oluyor,kendimden bir şeyler katma,o da tam olmadı.neyse. işte böyle.
-evet sinan ın bir parçasına attığım soloyu bir daha çalamamam komik,ama sanırım doğaçlama söz konusu olunca doğrusuda bu..ilk seferlerdeki heyecanı yakalamak zor olabiliyor.
aslında sonraki denemelerde daha ölçülü biçili ve doğru bir şey oluyor.ama o duygudan yoksun olduğunu düşündüğüm için de bence tam da doğru olmuyor..
nitekim potans hışırtısından dolayı silmek zorunda olduğum soloda da yanlışlık vardı ama doğallığından ötürü daha güzeldi..
-üstelik artık bilgisayarda bu yanlışları önemli ölçüde düzeltme olanağı da var.
mesela vuruşun ritmik bozukluğu varsa hemen sağa sola iterek düzeltebiliyorsun..
veya nota yanlış.hemen pitch change düğmesine basıp notayı değiştirebiliyorsun.
bunu kenan ve sinan için yaptığım çalışmalarda ve hatta kendi 3üncü albüm demolarında uyguladım ve uyguluyorum.yani bir kere -veya o heyecanı yakalayana kadar-çalıp sonra hatalı yerleri düzeltme veya değiştirme-edit yapma işlemi-.
ve bu yolla artık bir parçayı nerdeyse çalınmamış bir şekilde,mesela bir bölümünün akorlarını değiştirmek gibi,çaldırmak mümkün..
hal böyle olunca ben bilgisayarı da bir enstrüman olarak görmeye başladım..
– şimdi ama doğru ne?veya güzel olan hangisi?..
bunlar zamana göre değişen bir şey mi?..belki..
-bu sabah rehber arkadaşımın arabasıyla tura giderken müzik sistemindeki sanırım yanlış bir ayar sonucu eagles hotel california yı vokalsiz olarak dinledim.
rezalet!!hemen edit edilmesi gereken bir parça.:-)davul o kadar swingsiz geliyordu ki şaşırdım..
ama ben gitara neredeyse o parça yüzünden başlamışımdır,bir sürü insanı da derinden etkilemiş kült bir parçadır..
aynı şeyi alan parson s project;the turn of a friendly card için de düşünmüştüm:bugün benim parçamı bir davulcu öyle çalsa bir daha onunla çalmam:-) ama benim için müthiş bir parçadır..
dolayısıyla o zaman doğru ne??
görebildiğim kadarıyla şu; parçanın havasının- anlamının , ifadesinin ve kurgusunun..- olması gerekiyor.gerisi benim için şimdilik traş:-)
ayrıyeten ses tekniği açısından belli bir standartın-ki bu çıta artık çok yüksek- altında olan(eğer öyleyse de bunun kurgu neticesi olma ihtimali büyük) kayıt sahiplerini bugün medeni ülkelerde dövüyorlardır:-)
ama yine de benim öncelikli doğrum -şimdilik- böyle..
-bunca yoğunluk arasında fırsat buldukça kendi albümümü de düşünmeye çabalıyorum.kanalım halen açık , bir takım notalar aklıma geldikçe not etmeye çalışıyorum,böylelikle nefes aldığımı hissediyorum..
-etütler azaldı.yine efortless mastery modundayım.pandora diye minik bir kutu edindim.tam kafamdaki ebat..çeşitli ritimler var..bazı akorları kaydediyorum.üstüne çalmaya çalışıyorum..
-geçenlerde rüyamda konser verilen bir mekandayım,gece kulübü gibi bir yer,ama ciks:-) bir yer,mesela beş yıldızlı bir otelin çatı katı gibi..
sadece bir gitarist çalıyor.yabancı,meşhur bir ingiliz grubunun gitaristi diye anlatıyorlar. soundu müthiş..müzik de çok güzel,davulu ,bası vs herşeyi var..dayanamayıp sahnedeki pedal düzenine bakıyorum.3 rack büyüklüğnde cesametli bir şey.üstünde belki 100 tane düğme var:-)
onun bir şekilde,reason software in pedal formu olduğunu algılıyorum :-))
-annem ve babam bize misafirliğe geldiğinde minik kerem yaramazlığıyla beni çıldırttı.annem:’kendi düşen ağlamaz oğlum’ dedi.akıncan ise düzeltti:’kendi düşen ağlamamalı baba’.
sırtım ürperdi ve etkilendim:-)…..
-3705 karakter..birikmiş:-)) 3738.

Share:
%d blogcu bunu beğendi: